15 Aralık 2021 Kategori: Tarih Yorum yapılmamış

Antalya’nın güney sahillerinde Phaselis’ten sonra ikinci önemli liman kenti Olympos’tur. Şehir adını, 16. km. kuzeyindeki Torosların batı uzantılarından biri olan 2375 m. yüksekliğe sahip Tahtalı Dağı’ndan alır. Beydağları-OIympos Milli Parkı sınırları içinde yer alan şehre ulaşım, Antalya – Kumluca karayolundan güneye ayrılan iki sapaktan da mümkün olup, gerek plajı gerekse ormanlık alanları ile Antalya’nın beğenilen günübirlik tatil alanlarından biridir. Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte İ.Ö.167-168 yıllarında basılan Likya Birlik sikkelerinde adı geçen Olympos, Likya Birliği’nde üç oy hakkına sahip 6 şehirden biridir. Birlik’te Likya’nın doğusunu temsil etmiştir. Olympos Limanı tarihte korsan yatağı olarak bilinir. Kilikyalı korsanların başı Zeniketes şehri üs olarak kullanmış, bu sayede “Mitras Kültü” de şehre yerleşmiştir ki bu doğu kökenli yaratıcı Işık Tanrısı kültüdür. M.Ö. II. yüzyılda bütün Lykia kentlerindeki onarım ve yardımlarından tanıdığımız Rhodiapolisli Opramoas’ ın Olympos’ a da yardım elini uzattığını ve birçok yapının onarımını ve yeniden yapımını sağladığını görüyoruz. M. Ö. II. yüzyıl sonlarında Çiçero Olympos ‘u zenginlikler ve sanat eserleriyle dolu bir kent olarak tarif etmektedir. Şehirdeki korsan egemenliği M.Ö. 77’ye dek sürmüş, M.Ö. 78’te senatonun kararıyla komutan Servillius Vatio liderliğindeki ordu ile yapılan savaş sonunda Roma egemenliği, yeni parlak bir dönemin de başlangıcı olmuştur. Antik yazarlardan Cicero, Florus, Orosius, Eutropius, Sallustius, Frontius, Pseudo Ascanius ,Livius, Ammianus ve Strabon Vatia’nın bu seferlerinden söz etmişlerdir.

Onarılan veya yeniden inşa edilen birçok yapı, demirci Tanrı Hephaistos (Vulcano) adına yapılan kutlamalar, İmparator Hadrianus’un (İ.S. 130) ziyareti, şehir tarihininin Roma dönemine ait renkli sayfalarıdır. Hıristiyanlık kente erken ulaşmıştır. Kentin bilinen ilk piskoposu olan Methodios, Ortodoks geleneğe göre Olympos ve ardından Patara kentlerinin piskoposu olarak tanınmış ve görev yapmıştır. Dioclectianus idaresinin (M.S. 284-305) sonlarına doğru kenti ziyaret eden Maksiminus Daia’nın katıldığı bir mahkeme tarafından idam edilmiştir. Aristokritos isimli piskopos ise 431 yılında Efes’teki 451 yılında İstanbul’daki konsile katılmıştır. Geç Hıristiyanlık döneminde önemini yitirmeye başlayan Olympos, 7 ve 8. yüzyıllardaki Arap istilalarından sonra 9. yüzyıldan itibaren Venedikli ve Cenevizli tüccarların ticari merkezi olmuş. 15.YY’da, Fatih devrinde, tüm Teke Yarımadası gibi Olympos ta Osmanlı topraklarına katılmıştır. 18 ile 19. yüzyıllarda ve 20. YY başlarında yörükler tarafından kışlak olarak kullanılan Olympos’ta türk döneminde sürekli yerleşme görülmemektedir. Olympos’un günümüze kadar ulaşmış kalıntıları genellikle doğudan batıya doğru hızla denize akan bir ırmağın ağzında ve her iki yakasında yer alır. M.S. 141 ve 526 yıllarında iki kez deprem geçiren kent M.Ö. 1. yüzyılın ortaları ve M. S. 4. yüzyılda olmak üzere iki kez de korsanlar tarafından yönetilmiştir. Antik yapıların büyük bir bölümü çoğunluğu defne ve böğürtlen çalısı olmak üzere sık bir bitki örtüsüyle maskelenmiştir.


Yorum yap